Erdoğan ile Birlikte Güçlü Türkiye

Doksanlı yılları hatırlıyorum. Soba kokusu, gece kondular, köseli giyen delikanlı ağabeyler, misket oynayan çocuklar, salça kaynatıp yufka açan anneler… Bunlar doksanların sevimli yanları. İyi yanları olduğu gibi kötü yanları da vardı. Hastaları kabul etmeyen hastaneler, maaşını alamayan emekliler, bir türlü bulunamayan ilaçlar, yakalanamayan suçlular, darbe, terör saldırıları, sindirilmiş bir Türkiye. Çile bitmiyordu! Bu anlatılanlar bir çoğuna şaka gibi gelebilir, bir çoğuda yaşadığı o kötü günleri unutabilir. Zaten tüm sorun burada başlıyor Unutkanlık! Ve geldik 2002’ye . Erdoğan ile Birlikte Güçlü Türkiye ‘nin ilk adımlarını attık. Konumuz yine tarih . Fakat bu biraz farklı tarih.

Bu gün Türkiye Cumhuriyetimizin 97. kuruluş yıl dönümü. Bu gün ki yazımız da Türkiye’nin son 18 yılını sizlere anlatmak istiyorum. Bu gün Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın, son 18 yılda ülkemizi nereden nereye getirdiğini sizlere anlatmaya çalışacağım. Erdoğan ile Birlikte Güçlü Türkiye ‘nin ilk adımlarını 2002 tarihinde attık.  O günden bu güne ülkemizin o kör talihi değişmeye başladı. Milletimizin özlem duyduğu lider özellikler vardı. Dik duran, kararlı, mazluma yardım elini uzatan, milletine hizmet eden, düşmana sahayı dar eden bir lider özelliği… Uzun yıllardır milletimiz böyle karakterli bir lidere hasretti. 2002’den sonra o karakterli lidere sahip olduk. Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ki Ak Parti, 2002 kasım ayında tek başına iktidara gelerek yönetimi devraldı. İşte Erdoğan ile Birlikte Güçlü Türkiye ilk o gün başladı.

Erdoğan ile Birlikte Güçlü Türkiye

Recep Tayyip Erdoğan ülke yönetimini devraldığında , ekonomisi bitmiş, deprem yardımları yapılmamış, bankaları hortumlanmış, esnafın bir çoğu ekonomik krizden dolayı iflas etmiş, fabrikalar durmuş, üretim sıfır, TSK başta olmak üzere bir çok devlet kurumu da FETÖ’nün eline geçmiş…  ve daha bir çok olumsuz tablo ile karşı karşıyaydı Erdoğan! Doksanlı yıllarda en büyük zafer kutlamamız, bir futbol takımımızın sıradan bir Alman takımını yenmesiydi. Futbol takımının bu başarısını sokaklarda kornalar çalarak kutlardık. Erdoğan ile Birlikte zafer kutlaması alışkanlıklarımız da değişti.  Artık futbol maçına değil  Türk Ordusu ‘nun zaferlerini kutluyorduk.  Gelin başlıklar halinde 2002’den önce ki Türkiye ve 2002 sonrası Erdoğan ile Birlikte Güçlü Türkiye ‘nin kıyaslamalarını yapalım.

Sağlık

"<yoastmark

Doksanlı yıllarda ki en büyük şikayetimiz hastanelerin haliydi. Çocuktum ama çevremde ki büyükler; “hastaneye sağlam giden, hasta olarak geri gelir.”  diye kendi aralarında konuşup dertlenirlerdi. Hastanelerin hijyensiz halleri, zaten kabul edilemez bir durumdu. Düşünsenize hastanede hijyen yok. Bir oda içinde dört beş hasta birden yatardı. Bir hastada olan enfeksiyonun öbür hastaya geçmesi muhtemeldi. En kötüsü ise sigortan yoksa iyileşmiş olsan bile , eğer parasını ödeyecek paranda yoksa seni hastanede rehin alıyorlardı. 2002 sonrası Erdoğan liderliğinde Ak Parti iktidarı ile bu rezil durum değişmeye başladı. Erdoğan ile Birlikte Güçlü Türkiye ‘ye geçerken, hastaneler de yavaş yavaş değişmeye başlıyordu.

Önce hastanede parası olan, olmayan, sigortalı olan ve olmayan ayrımı yapmaksızın hastanelerin acil bölümleri herkese açık olmaya başladı. Rehin kalma gibi saçma sapan, çağ dışı kurallar kaldırıldı. Hastanelerin eksikleri giderilmeye başlandı ve hastane sayıları artırıldı. Odalarda ilk başlarda en fazla kalacak hasta sayısı 2 olarak belirlendi. Günümüz de ise bir hastaya bir oda şeklinde ayarlandı. Ayrıca odalarda lavabosundan, televizyonuna, kadar bir çok imkan mevcut hale getirildi. Erdoğan ile Birlikte Güçlü Türkiye inşa edilirken, şehir hastaneleri de inşa edilmeye başlandı. Yapılan şehir hastaneleri sayesinde bu gün covid-19 salgını ile mücadele de Avrupa’ya örnek olarak gösterilecek bir ülke olduk.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Karacaoğlan'ın Sigara Şiiri-Türki Duhan

Türk Silahlı Kuvvetleri

Okulda, öğretmenimiz Türk Tarihi anlatılırken; Türk Ordusu ‘nun kahramanlıkları, Türk Ordusu ‘nun cesareti, Türk Ordusu ‘nun vicdanlı oluşu ve Türk Askeri’nin inancından bahsederdi. Dersten çıkınca öğretmenimin anlattığı kahraman Türk Askeri, hayallerimi süslerdi. Akşam evde haberlerde ise dağda ki üç-beş çapulcunun askerimizi tuzağa düşürdüğünü söylerdi. Yeri gelir haftada 20 şehit verilirken, bazen günde 30 şehit olduğu haberleri söylenirdi. Erdoğan geldikten sonra da saldırılar neredeyse iki katına çıktı.  Peki ordu ne yapıyordu ? Ordu sürekli Ankara ‘yı tehdit ediyordu. Sürekli laiklikten dem vurup Ankara’ya aba altından sopa gösteriyordu. Nitekim rahmetli Erbakan Hoca’yı da asker indirmişti.

Hani öğretmenimin anlattığı “düşmana korku salan, mazluma kol kanat geren” Türk Ordusu ? Erdoğan ile Birlikte Güçlü Türkiye oluşurken terör saldırıları iki katına çıkıyordu. Ordu ise terörle mücadele yerine e-muhtıra çekerek, Erdoğan ve Ak Parti iktidarını bir nevi tehdit ediyordu. Erdoğan hiç birine boyun eğmedi. FETÖ’cüler ise, TSK’nın bir kısmını ele geçirmişti. 15 Temmuz 2016’da FETÖ’cü hainler darbe girişiminde bulundular. Erdoğan ile Birlikte Güçlü Türkiye bu darbeye izin vermedi. 248 vatandaşımızın şehit olduğu darbe girişiminde FETÖ’cü hainler bir bir yakalandı. 2016’dan bu yana, öğretmenimin anlattığı Kahraman Türk Askeri’ni gözlerimle görmüş oldum. Cerablus, Afrin, El-Bab, İdlib operasyonları ile adeta terörün belini kıran Türk Ordusu, Akdeniz’de Yunanistan’a, Libya’da Hafter’e sahayı dar ediyor. Fetö’cü hainlerin hem istihbarattan, hem TSK’dan, hemde Emniyet Teşkilatı’ndan temizlenmesiyle ordu artık tankını düşmana doğrultuyor. Allah güvenlik güçlerimizi korusun.

Yerli Silahlar

Bu sefer sizi doksanlara değil 1974 senesine götüreceğim. Doğru tahmin ettiniz. Kıbrıs Barış Harekatı. Kısaca hatırlayalım. Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türkleri katletmeye başlar. Bunun üzerine Türkiye Cumhuriyeti tarafından Ecevit ve Erbakan koalisyonu zamanında, Kıbrıs Barış Harekatı düzenlenir.Başarılı Kıbrıs Barış Harekatı sonrası, Kıbrıs ikiye bölünür. Kıbrıslı Türkler, Türk Askeri sayesinde rahat bir nefes alır. Fakat bu duruma ABD’den sert bir tepki gelir. Kısaca Amerika ; ” Benim sana verdiğim silah ile, sen gidip Kıbrıs’ta Rumları vurdun. Ben sana o silahı sınırların içinde kullanmak şartı ile verdim.” der ve Türkiye’ye askeri ambargo uygular. Bu konuda bir çok ülkede Amerika ile aynı tutumu sergiler. Bize 3 yıl boyunca ambargo uygulamayan tek ülke Kaddafi’li Libya olur. Üç sene zarfında ise ülkemizin ekonomik durumu içler acısı hal alır. Şimdi Erdoğan ile Birlikte Güçlü Türkiye başlığını neden attığımı daha iyi anlayacaksınız.

Günümüz de kahraman ordumuz bir çok sınır ötesi başarılı operasyona imzasını atmıştır. Doksanlı yıllarda bir uçak kaldırmak çok zor iken , bu gün göklerden uçakları indirmiyoruz. Özellikle yerli üretim olan İHA ile SİHA’lar sayesinde sınır ötesi operasyonlar yapabiliyoruz. Ayrıca kirpi gibi zırhlı araçlar, Bora gibi keskin nişancı tüfekleri ve MPT (milli piyade tüfeği) gibi yer üretimli silahlar sayesinde başarılı sınır ötesi operasyonlar yapıldı. Bu yüzden hiç bir ülke bize ” vay efendim, sen bizim silahımızla teröristi vurdun” gibisinden saçma sapan bahaneler üretemedi. Artık onların karşısında Erdoğan ile Birlikte Güçlü Türkiye vardı. Dağda kulübeden oluşan karakolların yerini kale kollar aldı. Kale kollar sayesinde PKK’lı teröristlerin karakol baskınları da son buldu.

Eğitim

Doksanlı yıllarda herkese eğitim hakkı yoktu. Doksanlı yıllarda yaşayacaksın ve eğitim almak isteyeceksin. O kadar kolay değil o iş. Hadi erkekler bir şekilde işin kitabına uyuyordu. Ama kız öğrenciler için o kadar kolay değildi. Doksanlı yıllarda, inancın gereği baş örtüsü kullanıyorsan, senin eğitim hakkın yoktu.  Ya eğitimden vazgeçmek zorundaydın, ya da inancından… Ama malum kesim efsane bir fikir üretti. “Perukla gelebilirler” dediler… Başına bone geçiren kızlarımıza peruk taktırıp okullara aldılar. Bu rezilliğe ise “laikliğin gereği budur” diye kılıf uydurdular. Eğer baş örtüsü kullanıyorsan; eğitim hakkın yoktu, çalışma hakkın yoktu ve asla yaşama hakkın yoktu. Çünkü sen onların istediği gibi bir insan değildin!  Baş örtülü kızlar, okullarında başarılı dereceler aldıysa bile laikliğe aykırı olduğu için onların o başarılarını asla göstermediler. 2002’den sonra Erdoğan ile Birlikte Güçlü Türkiye bu sorunu da kökünden çözdü.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Batı Dünyası Gazze'den Uzak Dursun

Eğitim de sadece baş örtüsü sorunu mu vardı ? Başka sorunlarda vardı. Bir çok yerde okul yoktu. Öğrencilerin alması gereken ders kitaplarının hepsi paralıydı. Üniversite sayıları çok azdı. Bir sıraya üç öğrencinin oturduğu oluyordu. Köy okullarında durum daha vahimdi. Bir sınıfı okulda ki tüm öğrenciler kullanıyordu. Meslek liselerine, düz liselerde başarısız olan öğrenciler gönderiliyor, meslek liselerine başarısız öğrencilerden oluşan okul gözüyle bakılıyordu. Katsayı sorunu yaşamayan kişi yoktur. Erdoğan ile Birlikte Güçlü Türkiye de bu sorunlar ne hal aldı ?

Erdoğan ile Birlikte Güçlü Türkiye eğitimde adeta çağ atladı. Erdoğan ve Ak Parti iktidarının çabaları ile baş örtüsü serbestliği okullara getirildi. Öğrencilerin kitapları devlet tarafından karşılandı, öğrenciler sadece ek kaynaklara para verdi. Her ilde artık bir üniversite var. Meslek Liseleri ‘nin önemi arttı. Bir çok meslek liseli öğrenciler, verilen imkanlar sayesinde TEKNOFEST gibi teknoloji yarışmalarında boy göstermektedir. Başarılı öğrencilere geri ödemesiz burslar verilmektedir. İsteyen her öğrenciye de KYK kredisi aylık olarak verilmektedir. Sömürgeci dershane zihniyeti kapatılarak, yerine aynı parayla diploma veren özel eğitim kurumları açıldı. Tabi ki bunlar yetmez. Eğitim konusunda, daha ileride olmamız için, radikal kararlar alınmalı.

Sağlam Ekonomi

Tarihler 21 Şubat 2001’i gösterirken, Milli Güvenlik Kurulu sonrası, Başbakan Bülent Ecevit kameralara şöyle sesleniyordu; “Cumhurbaşkanı söz alarak, son derece de terbiye dışı bir üslupla bana ağır ithamlarda bulundu.” Olayın özeti şu; Jandarma yolsuzluk araştırması yapıyor. Bülent Ecevit  “Jandarma`nın bu tavrı sergilemesinin doğru olmadığını” savunuyor. 21 Şubat 2001’de ise MGK ‘da Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer yolsuzluğu ört bas ettiği gerekçesi ile  Başbakan Bülent Ecevit’i eleştiriyor ve Anayasa kitapçığını Ecevit’e doğru fırlatıyor. Bir anda ülke bu haberle çalkalanıyor. Her şey alt üst oluyor. Bir anda dünyanın en fakir ülkesi oluyoruz. Faizler zirve yapıyor. Bin lira borcu olan ertesi gün 10 bin lira borçla uyanıyor. Hortumlanan bankalar, iflas eden fabrikalar, işsiz kalan milyonlar… Daha sonra bu kaosu düzeltmek için İMF’nin direktifleri doğrultusunda yurt dışından ithal vekil getiriliyor(Kemal Derviş). Erdoğan ile Birlikte Güçlü Türkiye ‘nin başlangıcı diye biliriz bu olaylara.

O 2001 krizini anlatmakla bitiremeyiz. Fakat 2001’de sadece bir kitapçık atıldı diye ülke alt üst olurken, Erdoğan ile Birlikte Güçlü Türkiye ‘de bombalar atıldı, savaşlar yapıldı, hatta bilinçli ve kasıtlı olarak ekonomik saldırılar yapıldı. Ama ben o saldırılara rağmen, 2001 yılında ki ağır bilançoyu hiç görmedim. Tarihte, bu gün ki gibi lüks yaşayan başka bir Türk topluluğu göremezsiniz.

Erdoğan ile Birlikte Güçlü Türkiye yi anlatmakla bitiremeyiz. Ayasofya’yı tekrar ibadete açması, doğal gaz bulması, “Dünya beşten büyüktür” demesi, ve daha bir çok icraatları ile gönlümüzde taht kurdu. Allah Recep Tayyip Erdoğan’ın iki cihanda makamını yükseltsin.

Bir Cevap Yazın

Pin It on Pinterest